HASDER’in Dijital Zanaatkârlar Haritası projesi kapsamında bu kez, saat tamircisi Öztan Demirbilek ile bir araya geldik.
Gençlik yıllarında saatçiliğe duyduğu merakla bu zanaate adım atan Demirbilek, mesleğe nasıl başladığını ve onu saat tamirciliğine yönlendiren süreci bizlere anlattı.
Saatçilikle Tanışma
1948 yılında Baf’ta doğan Öztan Demirbilek, ortaokul eğitimini tamamladıktan sonra bir saatçi ustasının yanında çırak olarak mesleğe adım atmış. Saatçiliğe kısa sürede ilgi duyan Demirbilek, bu zanaatı severek öğrendiğini ve zamanla meslek olarak sürdürdüğünü ifade ediyor.
Ustalığa Giden Yol
17 yaşında askere giden Demirbilek, askerlik görevini tamamladıktan sonra 1974 yılına kadar yaşadığı bölgede saatçilik yapmaya devam etmiş. Daha sonraki süreçte Güzelyurt’ta bir dükkân satın aldığını belirten Demirbilek, bugün hâlâ aynı dükkânda mesleğini sürdürdüğünü söylüyor.

Değişen Zaman, Değişen Meslek
Uzun yıllar boyunca mekanik saat tamiri yapan Öztan Demirbilek, teknolojinin gelişmesiyle birlikte mekanik saatlere olan ilginin giderek azaldığını dile getiriyor. Bu durumun ardından dükkânında ağırlıklı olarak hediyelik eşya satışına yöneldiğini aktarıyor. Mekanik saat tamiri yaptığı dönemlerde ihtiyaç duyduğu yedek parçaları Türkiye’den temin ettiğini, ancak günümüzde bu tür saatlerin azalmasıyla birlikte parça bulmanın da oldukça zorlaştığını belirtiyor.
Sabır ve Emek
Saatçiliğin güzel olduğu kadar zahmetli ve büyük sabır gerektiren bir meslek olduğunu vurgulayan Demirbilek, kimi zaman tek bir saat üzerinde günlerce, hatta haftalarca çalıştığını anlatıyor. İnce işçilik ve uzun emek isteyen bu mesleğin maliyetinin de yüksek olduğuna dikkat çeken usta, insanların giderek elektronik saatleri tercih ettiğini ve elektronik saatlerin, mekanik saatler kadar detaylı bir onarım süreci gerektirmemesinin de geleneksel saatçiliğin yavaş yavaş yok olmasına neden olduğunu vurguladı.
